BMW ikonik otomobili yeniden üretiyor

BMW, Münih’teki fabrikasında, ilk BMW M3’ün caddelere çıkmasından 35 yıl sonra, yeni BMW M3’ün seri üretimine başladı.

BMW, eylül ayında premium orta boy segmentte yüksek performanslı otomobillerinin en yeni neslini sundu: Yeni BMW M3 ve yeni BMW M4. Bu hafta başında da otomobillerin seri üretimine başlandı.

Fabrika Direktörü Robert Engelhorn, “Yeni BMW M3’ü ana fabrikamızda üretmekten çok memnunuz. Bu çok ikonik bir araba ve fabrikada ekibimizde çok sayıda hayranı var, ben dahil” dedi.

Yeni M3 modelleri hibrit, benzinli ve dizel motorlara sahip yeni sedan ve touring serilerinden oluşuyor. Diğer yandan M3’te karbon koltuklar kullanılırken, kaputu ve yan panelleri elle monte edildi.

İki model de “M TwinPower Turbo” teknolojisine sahip yüksek devirli sıralı altı motor ve iki farklı güç dağıtım seviyesi ile destekleniyor. 6 ileri manuel şanzıman bulunurken, alternatif olarak, Drivelogic özellikli 8 ileri M Steptronic şanzıman ve geleneksel arkadan çekişe alternatif olarak akıllı M xDrive dört tekerlekten çekiş sistemi yer alıyor.

Yeni BMW M3 ve M4’lerin Mart 2021’de piyasaya sürülmesi planlanıyor.

CO2 EMİSYONLARI VE TÜKETİMİ
Yeni BMW M3 Sedan:
Yakıt tüketimi: 10,8 l/100 km; Birleşik CO2 emisyonları: 248 g / km.

Yeni BMW M3 Competition Sedan:
Yakıt tüketimi: 10,2 l/100 km; Birleşik CO2 emisyonları: 234 g / km.

3 dişi eksik Mona Lisa

Herkes Leonardo da Vinci’nin belli belirsiz gülümsemeyle kendisine hayran bırakan o tablosunu bilir: Mona Lisa… Peki ya, Mona Lisa resminin yapılmasından önce üç dişinin çekildiğini?..

İtalya’da Rönesans döneminin meşhur tablosu 500 yaşına girmek üzere. Paris’teki Louvre müzesinde “Francesco del Giocondo’nun karısı” ismiyle sergilenen Mona Lisa tablosunun aslında kime ait olduğu hala belirsizliğini korumaktadır.

Ancak tablo hakkında bildiğimiz bazı şeyler var. Francesco del Giocondo’nun bu tabloyu 3 Kasım 1503/1504 yılında ısmarlaması üzerine Leonardo da Vinci’nin bu resme başladığı ve 1519 yılında tamamladığı biliniyor.

Mona Lisa olarak bilinen “Lisa del Giocondo” isimli Gherardini ailesine mensup, tüccar Francesco del Giocondo’nun karısıydı. Tablonun Giocondo’nun ikinci oğlu Andrea’nın doğumu anısına yapıldığı tahmin ediliyor.

Ancak “Mona Lisa” hakkında bilinen az bir rivayet de, resimden önce karısının 3 dişinin çekildiği ve yerlerine takma diş takıldıktan sonra tablonun yapıldığıdır. Neyse ki resimde Mona Lisa’nın ağzı kapalı…

Justin Bieber’dan ‘intihar’ itirafı

Spot ışığı altında büyümek ve genç yaşta milyonların önünde olmak Justin Bieber’ı etkilemiş gibi gözüküyor. Yeni belgeselinde, geçmişte intihar fikriyle mücadele ettiğini anlatıyor…

“Justin Bieber: Sonraki Bölüm” belgeselde şarkıcı, geçmişte intihar düşünceleriyle mücadele ettiğini itiraf etti. İntihar düşüncesinin temelinde ise depresyon ve yalnızlık duyguları var.

“Sanırım gerçekten intihara meyilli olduğum zamanlar oldu. Tıpkı ‘Bu acı hiç geçmeyecek mi?’ diye düşündüğüm zamanlar oldu. Sadece acı çekiyordum, bu yüzden tıpkı ‘Bunu hissetmektense bunu hissetmemeyi tercih ederim’ dedim” diye konuşuyor.

26 yaşındaki şarkıcı, 2010 yılında çıkış yaptığı single’ı “Baby”nin ardından 16 yaşında ün kazandı.

Geçen yıllarda Bieber birçok kez tutuklama ve uyuşturucu nöbetleri yaşadı.

Belgeseli hakkında konuşan şarkıcı, “Ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bu hayatın beni fırtınaya sürükleyeceği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Tüm bunlara kapılacağıma dair hiçbir fikrim yoktu” dedi.

Hızla ünlenen Bieber, kamuoyunun merceği altına alındı ve hatalar yaptığında insanların her zaman bağışlayıcı olmadıklarını fark etti.

Bieber, “Çok kaba, o kadar çok insan vardı ki, ‘Berbatsın. Kız gibi görünüyorsun’ diyorlardı. Beni rahatsız etmiyorlarmış gibi davranırdım. Ama bunlar beni rahatsız etti ve davranışlarımı etkiledi” dedi.

2018’de Hailey Baldwin ile evlenen Bieber, şu anda hayatının “en iyi döneminde” olduğunu söyledi.

Johnny Depp’in düşüşü

Dünyaca ünlü aktör Johnny Depp, geçtiğimiz günlerde eski eşi Amber Heard’e şiddet uyguladığı iddiasını gündeme taşıyan The Sun’a açtığı iftira davasını kaybetti. Deep, “İmajım zedelen” diyerek tazminat alma talebinde bulunmuştu. Hollywood starı şimdi büyük bir düşüş yaşıyor…

Hollywood’un bir zamanların gözde starı için Birleşik Krallık mahkemeleri onun için “kadına şiddet uyguladığı” kararını verdi.

Eski eşi Amber Heard’a fiziksel şiddet uyguladığı ortaya çıkan Depp’in daha önce kadınları taciz etmekle suçlanıyordu.

İngiliz The Sun gazetesinin “Kadın dövücü” başlığıyla birlikte kariyeri ve hayranlarının gözündeki imajı sert bir düşüşe dönüştü.

Depp’in avukatı “Karar o kadar kusurlu ki, Depp’in itiraz etmemesi gülünç olur” demesi bile, bozulan imajını düzeltemeyecek gibi duruyor.

Zira şarap için ayda 30 bin dolar harcadığından, özel jetlerle seyahat ettiğine ve uyuştuculu kahvaltılarından daha çok artık Amber’in çürümüş yüzünün fotoğrafı, fırlattığı telefonla hatırlanacak.

Apple’dan ‘bir şey daha’

Apple, 10 Kasım’da “Bir şey Daha” (One More Thing) etkiliğiyle uzun süredir beklenen yeni Mac’leri tanıtacak. Çevrim içi olacak etkilikte yine teknoloji şovları da olacak.

Teknoloji devi Apple 2020’de üçüncü etkinliğini gerçekleştirecek. Daha önce Apple Watch ve iPad’leri, ardından yeni iPhone’ları tanıtan şirket şimdi de Mac’leri tanıtacak.

“One more thing” (Bir şey daha) adını taşıyan Apple’ın yeni etkinliği 10 Kasım’da gerçekleştirilecek. Apple’dan yapılan duyuruya göre online olarak gerçekleştirilecek olan özel etkinlik, Türkiye saati ile 21:00’de başlayacak.

Davetin başlığında kullanılan “One more thing” ifadesi, Apple’ın kurucusu ve unutulmaz CEO’su Steve Jobs’un katıldığı etkinliklerde asıl tanıtmak istediği ve sona sakladığı ürünler için kullandığı bir söz olarak hatırlanıyordu.

Apple’ın 10 Kasım’da ise Apple yapımı ARM tabanlı işlemcileri taşıyan ilk Mac bilgisayarların tanıtılması bekleniyor. Böylece Apple, Intel işlemcilerini kullanmaya başladığı 2005’ten bu yana ilk kez farklı işlemci taşıyan bir Mac modeli çıkarmış olacak.

ISS 20 yaşında

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) astronot ve kozmonotların, Dünya yörüngesinde nöbet değişimi içinde kesintisiz yürüttüğü insanlı uzay görevi 20. yılını bitirdi.

İlk kez 2 Kasım 2002’de ABD’li astronot Bill Shepherd ile Rus kozmonotlar Yuri Gidzenko and Sergey Krikalev’den oluşan ekibin göreve başladığı Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS), 20 yıldır insanlığın keşif yolculuğuna hizmet ediyor.

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Rusya Federal Uzay Ajansı (Rocosmos), Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Kanada Uzay Ajansı (CSA) ve Japon Uzay Araştırma Ajansının (JAXA) ortak projesi Uluslararası Uzay İstasyonu’nda, astronot ve kozmonotlardan oluşan 3’erli ekipler halinde 6 kişilik mürettebat dönüşümlü görev yapıyor.

Yaşam ünitelerini barındıran modüler bir yapay uydu olan istasyon, Dünya yüzeyinden 400 kilometre yüksekte, Alçak Yer Yörüngesi’nde Dünya çevresini katediyor.

İstasyon, yerçekimi ve uzay ortamı araştırmaları için doğal bir laboratuvar işlevi görürken, bilim deneyleri için de kullanılıyor.

Dünya çevresinde insanların sürekli bulunacağı bir uzay istasyonu kurma fikri ilk kez ABD tarafından 1984’de ortaya atıldı. Kongre tarafından onaylanan proje bütçe kesintileri ve başka sorunlar deneniyle hayata geçirilemese de ISS’e giden yolda atılan ilk adım oldu.

ISS’i meydana getiren uzay modüllerinden ilki 1998 yılında fırlatıldı. Uzun süre çalışacak ilk astronot ve kozmonot ekibi 2000 yılında istasyona ulaştı.

ISS, 20 yılda kesintisiz devam eden 64 insanlı görevde 240’tan fazla astronot ve kozmonota ev sahipliği yaptı.

İstasyonun, 2030 yılına dek faaliyetini sürdürmesi planlanıyor.

Bebeklikte düşük D vitamini obezite nedeni

Bebekliğin ilk yılındaki düşük D vitamini düzeyinin ileriki yaşlarda obeziteye yol açabileceği saptandı.

“American Journal of Clinical Nutrition” dergisinde yayımlanan araştırmada, 300’den fazla çocuktan alınan veriler incelendi.

Michigan Üniversitesi Halk Sağlığı Fakültesinden Eduardo Villamor ve ekibinin yürüttüğü çalışmada, bebeklerin 1 yaşındayken D vitamini ölçümleri yapıldı.

Daha sonra bu çocukların 5, 10 ve 16-17 yaşlarında D vitamini düzeyleri ile Beden Kitle İndeksi ölçümleri yapıldı.

Bu çocukların, 16-17 yaşında yağ ve kas kütlesi de incelendi.

Çalışmada yaşamın ilk yılındaki düşük D vitamini düzeyinin, ergenlikte “kalp krizi”, “felç” ve “şeker hastalığı” riskini artıran bazı faktörlerin bir arada bulunduğu metabolik sendromla ilişkili olduğu saptandı.

Bebekliğin ilk yılındaki düşük D vitamini düzeyinin, ileriki yaşlarda obeziteye yol açabileceğinin belirtildiği araştırmada, yaşamın ilk yılında kandaki her ilave D vitamini biriminin 1 ila 5 yaşlarında daha yavaş kilo alımıyla ve 16-17 yaşlarında da daha az yağ ve daha fazla kas kütlesiyle ilişkili olduğu ifade edildi.

20 yıl öncenin icadı: Scooter!

20 yıl önce İsviçreli bir mucit 2020’lerin en çok kullanılan mobil aracına imzasını attı: Scooter.

1990 yılında Wim Ouboter isimli bankacı ve amatör zanaatkar, evinden bara gitmek istiyordu ancak yol yürümek için çok uzun, arabayla gitmek için de çok kısa gözüküyordu. Bir bisiklet de garajdan çıkarılamayacak kadar zahmetli gözüküyordu. Ouboter, gerçekten ihtiyaç duyduğu şeyin, bu mikro mesafeyi hızla geçmesini sağlayacak bir ulaşım yöntemi olduğuna karar verdi. Scooter…

Ouboter, kendi deyimiyle “scooter düşkünleri” ailesinden geliyordu ve çocukken hantal tahta kickbordlarla tepelerden aşağı inmekten keyif alıyorlardı. Yapması gereken sadece, çocuklukta kullandığı o kaykayı şimdi biraz daha büyütmesi gerekiyordu. Ancak sorun şu ki, büyük bir adamsanız ve küçük bir scooter kullanıyorsanız insanlar size tuhaf tuhaf bakabilirdi. O yüzden bunun katlanabilir olması da gerekiyordu. Ancak böyle bir taşıt yoktu.

Ouboter sonunda, minik poliüretan tekerleklere sahip, parlatılmış alüminyumdan yapılmış ve köpük gidonlarla donatılmış, alçak, katlanabilir bir prototip ortaya çıkardı. 1996 yılında, “mikro-scooter” veya sadece “mikro” adını verdiği hızlı kreasyonlarını oluşturmak için Micro Mobility Systems Ltd. (veya kısaca mikro) adında bir şirket kurdu. Ardından, bunları üretmek için Çinli bir bisiklet üretim şirketi olan JD Corp ile ortaklık oluşturdu. İlk satışlar da 1999 yılında Japonya’da başladı.

2000 yılında ise ABD’de popüler hale gelirken, pil teknolojisi ve GPS sistemlerinin de gelişmesiyle cüzi fiyata ulaşılabilir oldu.

Aradan geçen 20 yılın ardından yeni dönemin basit taşıtı olarak her köşe başında karşımıza çıkıyor.

Obamaların satış savaşı!

ABD, 3 Kasım’daki başkanlık yarışına odaklanırken, diğer yanda Obamaların savaşı devam ediyor. Barack Obama ve eşi Michelle Obama’nın Beyaz Saray’da geçirdikleri günleri anlatan kitaplar satışlarda birbiriyle yarışıyor.

Eski başkan Barack Obama ve eşi Michelle, Beyaz Saray’da geçirdikleri zamandan beri anılarını kaleme aldılar. Michelle Obama’nın “Becoming” isimli kitabı 2018’de yayınlanırken, çok satanlar listesinden inmedi ve 10 milyon kopya satmayı başardı. Barack Obama’nın “A Promised Land” kitabı 17 Kasım’da raflardaki yerini alacak. 3 milyon kopyadan oluşan ilk kitap şimdiden “çok satanlar” arasına girdi.

<> on November 13, 2018 in Chicago, Illinois.

Weidenfeld & Nicolson Yayın Direktörü Alan Samson, Sunday Times’da “Bence hiçbir şey Michelle’i geride bırakmayacak ve seçkin bir başkan olmasına rağmen, yeni Barack kitabını alacaklarını sanmıyorum” diyor.

Barnes & Noble CEO’su James Daunt ise, Barack Obama’nın kitabının JK Rowling’in Harry Potter serisinin son bölümünün yayınlandığı 21 Temmuz 2007’den bu yana başka hiçbir kitabın başaramadığını başaracak gibi durduğunu söylüyor.

İki kitap aynı zamanda isim hakkı savaşına da sahne oldu. Penguin Random House, çiftin otobiyografilerinin yayın haklarını güvence altına almak için 2017’de 65 milyon doların üzerinde ödeme yaptı. Bu ABD Başkanları’nın kitapları arasında bir rekor…

Dikkat dikkat! Bu ilk radyo yayınıdır

Dünyada ilk ticari radyo yayını 100 yıl önce bugün ABD’nin Pittsburgh şehrinde yapıldı. İlk programın konusu ise 3 Kasım’da yapılan ABD Başkanlık seçimleriydi…

2 Kasım 1920’de Pittsburgh’ta akşam üzeri, kadınların da ilk kez oy kullandığı seçimlerde Cumhuriyetçi Warren Harding ile Demokrat James Cox başkanlık için yarışıyordu.

O dönem seçim sonuçlarını öğrenmek için neredeyse ABD’nin tamamı ertesi günün gazetelerini bekliyordu, Pittsburghlular da The Pittsburgh Post, The Pittsburgh Press ve The Pittsburgh Sun-Telegraph gibi günlük gazeteleri. Ancak radyoya sahip olanlar hariç.

Saat 18:00’de, alıcılarından cızırtıyla birlikte bir ses duydular: “Bu, East Pittsburgh, Pa’daki Westinghouse Electric Manufacturing Company’den KDKA. Şimdi seçim sonuçlarını yayınlayacağız.”

Yayın ertesin 12.00’ye kadar 18 saat boyunca aralıksız devam etti. Seçim analizlerine müzik arası verildi. O gece ilk yayını kaç kişinin dinlediği bilinmiyor. Ancak 100 yıldır aynı ses evlerde, arabalarda ve kısaca her yerde…

NASIL YAYIN YAPILDI?

İlk ticari yayın, telgraf telinin yaratılmasına kadar uzanan yıllar süren deneylerin sonucuydu. 1901’de İtalyan mucit Guglielmo Marconi, Atlantik boyunca ilk sinyalleri İngiltere’den Kanada’nın Newfoundland eyaletine gönderdi. Beş yıl sonra, 24 Aralık 1906’da, 40 yaşındaki Kanadalı mucit ve eski Pittsburgh Üniversitesi eğitmeni Reginald Fessenden, “Sessiz Gece” nin bir kaydını çalmayı başardı ve kablosuz makineler üzerinden Luke Gospel’den Noel hikayesini okudu.

1920’lerde Westinghouse’da mühendis olan Frank Conrad, en sevdiği plaklardan bazılarını amatör yayınlarını dinleyen kişilere çalarak bir adım daha ileri götürdü. Çok geçmeden, Westinghouse’daki patronlarının bir fikri vardı – tüketiciler, dinlemek istedikleri bir program varsa radyo satın almaya ikna edilebilirdi.

İlk yayından sonra, müşterilerin basılı sayfaya ulaşmadan önce haberleri duymaya, müzik dinlemeye ve hatta vaaz almaya aç olduklarını kanıtladıkları için radyo satışları arttı. Radyo yayınları da bir dizi kazanç fırsatı sundu, çünkü yayın süreleri mallarını satmaya istekli reklamcılara satılabilirdi. Aylar içinde, aksiyonun bir parçası olmak için stüdyolar kuran ve vericiler yapan girişimcilerin izdihamı yaşandı.

1924 başkanlık seçimlerinde ise, Amerikalılar sonuçları 600 farklı ticari radyo istasyonundan duyabiliyordu.